Ana Menu ana sayfa etkinlikler gurudwara tv radyo gurudwara kurumsal resimler videolar iletisim english

 

 

B A K S I    D A N S I

 

<font color="ffffff" >Flash Player eklentisi yükseltilmeli

   

    

 

 

 

 

 

Baksı dansı kadim bir şaman dansıdır. Bu konudaki ilk belgeler M.S. 3000 yılına dayanır. Dans, atların kendilerini tedavi etmek üzere doğada yaptığı hareketlerden esinlenerek oluşmuştur.

Kazak, Kırgız, ve Altay Türklerinde Baksı, Ata ruhunun seçtiği ve görevlendirdiği bir kişidir. Dombra , kılkopuz, şangobız, adlı enstrümanların doğaçlama ezgileri ve su sesinin yardımıyla transa geçer. Kişi için yapılması gerekenleri, sezgileri ile algılar ve uygular.
Kol, omuz ve baş hareketleriyle faaliyete geçen ruhi enerjinin bütün vücudu sarması ile elde edilen trans hali sonucu, kişi için gerekli tedavi bilgisine ulaşmak amaçlanır.
 

Milattan önce 3 bin’lere ait tarihi belgelerin ortaya koyduğu üzere eski Türklerde ayin ve törenlerin yanı sıra tedavi amaçlı icra edilen Pentatonik müzik, bugün dünyada otistik çocukların tedavisinde kullanılıyor...

Türk tarihi ve kültüründe önemli bir yeri olan müzik, dans ve bunlarla yapılan tedavi konusunda; pentatonik müzik formu ve baksı-kam tedavi geleneğinin yanı sıra olgunlaşıp yerleşen 'makam müziği ile tedavi' günümüz tıbbında yeniden güncelleşmiş bulunmakta.

Viyana'da Meidling Rehabilitasyon Merkezi'nde komada bulunan hastalara Türk musikisi makamları dinletilerek terapi uygulamaları yapıldığında beyinde alfa ve teta dalgalarının değiştiği tespit edilmiştir. Birçok hastanın müzik terapi seansları ile komadan çıktıkları ifade ediliyor

Eski Türkler’de ayin ve törenlerin yanı sıra tedavi amaçlı icra edilen pentatonik müzik bugün dünyada otistik çocukların tedavisinde kullanılıyor. Ölüm korkusu yüzünden kalp ameliyatlarında ölüm vakalarının çokluğunu belirten dünyaca tanınmış kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz, kitabında eski Türklerin müzik terapi uygulamalarının örnek melodilerini içeren müzik terapi CD'lerinin dinletilmesiyle ölüm vakalarının azaldığını ve tedavide başarı sağlandığını kaydetmekte.

Müziğin insan sağlığına etkileri üzerine araştırma ve çalışmaları bulunan Yrd. Doç. Dr. Rahmi Oruç Güvenç; müziğin bütün insanlık tarihinde duygu ve bilgilerin anlatım biçimi olarak bilindiğini ifade ediyor. Müzikal sesleri diğer seslerden ayıran en önemli özellik, belirli bir ritim kalıbı içinde, birbirleriyle uyumlu sesler yumağı veya topluluğu olarak algılanması. Güvenç; “Çeşitli insan toplulukları, sosyal oluşuma paralel olarak kültür değerlerinin ulaştığı vasata göre, müziğin etkilerini keşfetmişler ve pek çok konuda müzik ile ritim ve danstan yararlanmışlardır” diyor.

Türk kültürünün eski devirlerdeki oluşumuna bakıldığında oldukça eski sayılacak bilgilere ulaşıldığını kaydeden Güvenç; “Çin kaynaklarından öğrenildiğine göre, bu kültürün merkezi Shensi ve Kansu eyaletleridir. Bu kültürü getirenlerin, sonraki Türklerin ataları olduğuna şüphe yoktur. M.Ö. 3 binden itibaren Altay -Türk kültürü, aynı zamanda Altay –Türk müzik kültürünün de belirleyicisidir. Altaylılar, Orhun kıyıları, Moğol bozkırları ve İrtiş boylarına etkide bulunarak ve M.Ö. 2 binden itibaren de ilk yurtlarından ayrılarak gelecekteki Orta Asya Türk müzik kültürünün temellerini hazırlamışlardır” şeklinde konuşuyor.

Güvenç’in verdiği bilgiye göre; M.Ö. 2 bin ve 3 bin yıllarında Doğu Türkistan'daki Kalıntılarda flüt görülmekte. Özbekistan'ın orta bölgesinde bulunmuş, M.Ö. I. yüzyıla ve M.S. I. yüzyıla ait heykelciklerin elinde çalgı var. Türk müzik ve dans tarihi bilgileri, Türklerde müzik ve dans ile tedavi konusunun önemli malzemesi olmakta. Doğu Türkistanlı yazar Abdulhekim Baki, “Yazılı kaynaklara göre Uygur Türklerinin bilinen en eski müzik numuneleri günümüzden 6000-8000 yılları öncesine kadar dayanmakta” bilgisini veriyor. Bu bilgiler ışığında, Uygur Türklerinin 3000 yıl önce Şaman dinine mensup olduğu çağlarda Şaman, Pirhon ve Bahşılar şarkılar söylemek ve dans etmek sureti ile hasta tedavi seansları ve merasimleri icra ediyorlardı. Türklerde dans, melodi ve ritim birçok amaç için kullanılıyordu. Özellikle Şamanik inanç çerçevesinde ayinlerin en önemli malzemeleri melodi, ritim ve danstı. Bu ayinler sırasında kullanılan müzik aletleri kutsal kabul edilirdi.

Müzik eşliğinde icra edilen danslar genellikle bazı kutsal figürlerin taklidi şeklinde olurdu. Kazak ve Kırgız Türklerinde müzik ve dans ile tedavi örneği olarak, çok eskiden beri devam eden bir dans olan ‘Karacorga’ bir atın yürüyüşünü simgeler. Adı geçen at yürüyüşünü temel alan ve günümüze kadar gelebilmiş tedavi dansı örneği olan Karacorga’nın (Baksı dansı) benzer örnekleri Azerbaycan Gobustan kayalıklarındaki figürlerde mevcut.

Güvenç’in bildirdiğine göre; eski Türklerde tedavi amacıyla kullanılan müzik ve dans konusu, sosyal hayatta mistik alanda önemli bir yer bulmuştu. Baksı ve Kam adı verilen tedaviciler, bu tedaviyi bir merasimle, müzik ve ritim ve de dans ile harekete geçen sezgileriyle gerçekleştiriyorlardı. Baksı veya Kam adı verilen tedaviciler birçok işlevi üstleniyordu. Tedavici, toplumun ihtiyacı ve sorularına cevap verdiği için sosyolog ve pedagog ve de psikolog rolünü de üzerine almıştır.

İnsanların duygularına yön verme imkanı sebebiyle hekim ve de manevi ihtiyaçlara cevap verme yeteneği ve konumu sebebiyle de ruhiyatçı rolünü oynamaktadır. Dede Korkut misalinde olduğu gibi. Eski Türklerde müzik ve dansla tedavi basit bir hekim işi değil sosyo-kültürel ve piritüel bir fenomendir.

Bugün de dünyanın bir çok bölgesinde (Orta Asya; Ural, Başkurt, Kırgız, Kazak, Sibirya, Tuva, Hakas, Saha, Altay, Anadolu, Çuvaş, Çin, Japon, Endonezya, Hindistan, Afrika, İskoçya, Kuzey,Orta ve Güney Amerika ve Eskimo)pentatonik müzik örnekleri çeşitli amaçlar için kullanılmakta. Bu amaçlar içinde trans ve tedavi konuları özellik taşımakta ve önemli sayılmaktalar.

Program için www.gurudwaraashram.com/takvim.htm adresini ziyaret edebilirsiniz.
 

Aydın sokak İzmir Apartmanı No.2 D.2 Suadiye Istanbul

0216 445 94 54 - 0535 638 13 38
info@gurudwaraashram.com

 

© Copyright 2008 Gurudwara. All Rights Reserved